1- Resulullah (s.a.v.) Üzerine Yalan Uydurmanın Pek Ağır Bir İftira Olması

0
24

1- Resulullah (s.a.v.) Üzerine Yalan Uydurmanın Pek Ağır Bir İftira Olması –
Sahih-i Müslim 1-4 1- Hz. Ali (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
“Benim üzerime yalan uydurmayın. Çünkü kim benim üzerime yalan uydurursa, cehennemi boylar.” 12[12]

2- Enes b. Mâlik (r.a)’tan rivayet edilmiştir: “Sizlere çok hadis rivayet etmeme gerçekten Resulullah (s.a.v.)’in, “Kim bile bile kasten benim üzerime bir yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazır-lansın” şeklinde hadisi engel olmaktadır. 13[13]

3- Ebu Hureyre (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Kim benim üzerime bile bile kasten yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın.” 14[14]

4- Muğîre b. Şube (r.a)’tan rivayet edilmiştir: “Resulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Benim üzerime söylenen bir yalan, başka bîr kimse üzerine söylenen yalan gibi değildir.
O halde kim benim üzerime bile bile kasten yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın”15[15]
Açıklama: Hadisi Resulullah (s.a.v.) üzerine yalan hadis dayandıran yada söz söyleyen kimseyi k namaktadır.
Cenab-ı Hak, bu kimseye, hak ettiği cezayı dilerse verir ve dilerse affeder. Böylelerin muhakkak surette Cehenneme gireceklerine kesinlikle hükmedilemez.
Çünkü küfürden ve şirkten başka büyük günah işleyenler hakkında verilecek hüküm budur.
Bunlar, Cehenneme girecek olsalar bile orada ebedi kalmazlar.
Zira Tevhid dini üzere ölen bir kimse Cehennemde ebedi kalmaz.
Yalan; ister kasten, ister kasıtsız olsun bir şeyi olduğunun aksine haber vermektir. Çünkü yalan, bazen kasten ve bazen de kasıtsız söylenmemiş olsa da,
Hz. Peygamber (s.a.v.): “Kasten yalan söz söylerse” diye kayıt koymazdı. Sadece unutan ile yaralan kimselere günah yoktur. Resulullah (s.a.v.) üzerine yalan uydurmak, pek büyük bir günah ve çok çirkin bir iftiradır.

Çünkü bu, İslam’ın temellerini yıkmaya, dinin hükümlerini bozmaya kadar vanr. Onun için sahabilerden bir zümre, eksik veya fazla kelimeye meydan vermekten korkarak çok hadis rivayet etmekten kaçınmışlardır. 16[16]

Bazı rivayetlerde; daha Hz. Peygamber (s,a.v)’in sağlığında ona yalan söz dayandıranlar çıkmış olsa bile, hadis uydurma, bir hareket olarak, h. 34-35 yıllarında başladığını söyleyebiliriz.

Çeşitli zamanlarda, bidatçiler çıkmış ve bunlar; çalışmalarını, ideolojilerini ve düşüncelerini haklı göstermek için yalan hadis uydurmuşlar; bazı fıkıhçılar ise sırf mezheplerini ve düşüncelerini savunmak için kitaplarında uydurma hadislere yer vermişler; bazı zahid ve tasavvufçular ise insanları salih amellere teşvik etmek için, ya yalan hadis uydurmuşlar yada yalan hadislere yer vermişler;
zındık yada din düşmanîan, çıkarları için yada İslam’a zarar vermek için hadis uydurmuşlar; kıssacılar ise ya devlet adamlarına yaranabilmek için yada maddi kazanç elde etmek için hadis uydurmuşlar;
bazıları da halk arasında bilgiçlik taslamak için hadis uydurmuşlardır. 17[17]

Kaynakça:
12[12] Buhârî, İlm 39;
Tirmizî, İlim 8/2660; İbn Mâce, Mukaddime 431, 538. 13[13]

Buhârî, İlm 39; Tirmizî, İlim 8/2661; İbn Mâce, Mukaddime 432; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/98. 14[14]

Buhârî, İlm 39; Tirmizî, Rüya 2/206; Ebu Dâvud, Melahim 4314; İbn Mâce, Mukaddime 434; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/410, 469, 519. 15[15]

Buhârî, Cenaiz 34; Tirmizî, Cenaiz 23, 1000; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/245, 252 255. 16[16] Buhâri, İlim 39; Ebu Dâvud, İlm 4, 3651; İbn Mâce, Mukaddime, 4, 36; Hâkim, Müstedrek, 3/362. 17[17]

Daha geniş bilgi için b.k.z: İbn Kayyim el-Cevziyye, Uydurma Hadisleri Tanıma Yollan, çev. Hanifi Akın, Karınca Yayınları, İstanbul 2004,
s. 47-109.

=============

Mukaddime Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a ve iyi sonuç, takva sahibi kimselere mahsustur.
Allah, peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed (s.a.v.)’e, bütün nebilere ve resullere salat eylesin.
İmam Müslim’in Kısa Biyografisi Ebu’l-Hüseyin Müslim İbnu’l-Haccâc el-Kuşeyrî, 202, 204 yada 206 tarihinde Nisabur’da dünyaya gelmiştir.

Meşhur Arap kabilesi Kuşeyr’e mensuptur. Lakabı, “Asâkiru’d-Din”dir. SAHİH-İ MUSLİM MUHTASARI İslam’ın gönderilişinden bu yana, Resulullah (s.a.v.)’in sünneti; Allah’ın kitabıyla delil getirme gibi algılanmış, kabul görmüş ve bu delil sunma biçimi, İslam alimleri ve müctehidlerinin tespit etmiş oldukları kurallara uygun olarak yapılmıştır.

Bilindiği gibi sünnet; Resulullah (s.a.v.)’in, tebliğ, teşri ve beyana taalluk eden söz, fiil ve takrirlerinden oluşmaktadır. Ve bütün müslümanlar, işte bu anlayış içerisinde sünnet ile delil getirme; aklî zaruret ve fıtrî bedahet aracılığıyla Allah’ın dininin bir gereği olduğunu bilirler.

SAHİH-İ MUSLİM MUHTASARI
Çeviren; Hanefi AKIN Ümmetin, Buhârî’den sonra ikinci sahih hadis kaynağı olan bu eserden en yeterli seviyede faydalanmasını temenni ve niyaz ederim.

Çaba bizden, başarı elbette Allah’tandır.

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz